Karadeniz Mp3

Race Driver: GRID

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Race Driver: GRID

Mesaj tarafından Ahmet089 Bir Ptsi Tem. 14, 2008 11:00 am

Arcade ve Simülasyon... Yarış oyunlarının doğasından gelen bu iki ayrım, bu türde herhangi bir oyun çıktığında ilk bahsedilecek mevzulardan biridir. Yarış oyunları öncelikle sınıflandırılmalıdır; ne kadar gerçekçi ya da ne kadar eğlenceli oldukları konusunda dem vurulması gerekir. Aslında bu türün yapımcılarının belli bir "kitle" seçmek için onlarca haklı nedenleri var. Çünkü hem simülasyon severlere hem de arcade severlere hitap edebilecek bir yarış oyunu ortaya koymak her babayiğidin harcı değil. Ancak söz konusu yapımcı Codemasters ise yılların tecrübesi ile bize bir şeyleri işaret ediyor: GRID !

Codemasters yıllardır devam ettirdiği Race Driver serisi ile (TOCA / PRO) yarış tutkunlarının gönlünü her zaman çalmayı başardı. Ancak gerek Colin McRae serisi, gerekse TOC A serisi olsun açık bir şekilde simülasyon tarzını temsil ediyorlardı. Colin McRae: DiRT'te simülasyon üzerine ilk eser miktarda arcade tohumlarını serpiştiren firma GRID ile bunları biraz daha büyütmüş. Ancak hemen korkmayın, oyun ne NFS kadar arcade, ne de TOCA kadar simülasyon kokuyor. Codemasters GRID ile aradaki ince çizgiyi tutturmayı başaran bir "klasik" sunuyor bizlere.



UYARI: Araç içi kamerası adrenalin dozunu fevkalede artırabilir


Bu gerçekten bir DÜNYA

Oyunun DiRT benzeri üç boyutlu hazırlanmış menüsünden GRID WORLD'ü seçiyoruz, bir yarışçı olmak istediğimizi onaylayarak işe başlıyoruz. Bu hikaye kısmında gelen teklifler ile değişik disiplinde birkaç yarış kazanarak kendimizi ispat etmemiz gerekiyor. Hazır olarak sunulan araçlar ve verilen basit görevler ile kontrollere alıştırma amaçlı konulmuş bir nevi "tutorial" olarak nitelendirebiliriz bu bölümü. Ancak bu noktada bahsedilmesi gereken birkaç husus var. Oyun kutudan çıkan hali ile kontrollerine alışması biraz zaman alan bir arcade türü. Ve eğer siz fazlasıyla simülasyon seviyorsanız yarışa girilen son menüden araç destek birimlerini (Fren destek, Dönüş destek vs.)kapatmanız gerekiyor. Hatta eğer çelik gibi sinirlere sahipseniz Pro Mode'u aktif edebilirsiniz. Böylece yarışları restart edemeyecek, kendinizi paralayacaksınız. Yani oyunun ne kadar arcade, ne kadar simülasyon olacağı size kalmış. Unutmadan; NFS sever büyük kitlenin simülatik (!) ayarları kurcalamaması salık verilir. Sizler için oyun zaten fazlasıyla simülasyon.

Bu ilk yarışlarda verilen görevleri tamamladıktan sonra (ki yaklaşık 6-7 yarış yeterli. 1000'e yakın Reputation puanı elde etmemiz gerekiyor) gerçek GRID dünyası önümüze seriliyor; Avrupa, ABD ve Japonya olarak gruplandırılmış yaklaşık 50 turnuva, 42 araç, bonus olarak sezon sonlarında karşımıza çıkan oldukça uzun Le Mans yarışları ve daha niceleri. Takım özelliklerimizi ayarladıktan sonra gerçek bir yarışçı olmak için lastik yakmaya başlıyoruz. Avrupa kısmı genellikle tanıdık pistlerde yapılan GT-Touring disiplinindeki yarışları içeriyor. İstanbul Park, Nurburgring, Spa ve daha nicelerinde genellikle Avrupa menşeli araçlar ile yarışlara katılıyoruz. Bazen podyumu görebilmek için terlerken, bazen sadece kendi sınıfımızda (örneğin GTR2) lider olmamız gerekiyor. Oyunun ABD kısmı sokak yarışlarına odaklanmış. San Francisco, Detroit gibi eyaletlerin tozunu attırıyoruz (hatta demolition derby desem?). "Muscle Car" olarak tabir edilen güçlü ancak hantal klasik Amerikan araçları (Mustang, Viper) bu kısmın favorileri. Japonya yarışları ise genel olarak illegal ya da underground olarak tanımlayabileceğimiz yarışlara ev sahipliği yapıyor; drift ve NFS: Carbon’da karşımıza çıkan konvoy kovalamacaları (Pro Touge) gibi. Yine Japon klasikleri burada bizi taşıyor: Nissan 350Z ya da Subaru Impreza.

Garaj senin ikinci evin ama sen bir sürücüsün, modifiye senin işin değil

TOCA 3 ile farklı disiplindeki yarışları neredeyse abartarak bizlere sunan Race Driver, drift ve sokak yarışları gibi nicesini geniş yelpazesine ekleyerek olayı daha da abartmış. Üstelik yarışlar tek düze değil. Örneğin klasik bir GT turnuvasından sonra drift yapabilir ya da tek başınıza en iyi süre için BMW'nizin motorunu zorlayabilirsiniz. Ya da belki canınız Formula yapmak isteyebilir. Bunların hepsini içinde barındırması oyunun ulaştığı derinlik konusunda gerçekten "abartılmış" kelimesini karşılıyor.

Turnuvaları kazandıkça hem cebinizi dolduruyorsunuz hem de Reputation (Şöhret) puanlarınızı katlıyorsunuz. Şanınız yedi düvene yayıldıkça sponsorlardan gelen paralar artıkça artıyor. Burada sponsor sistemini biraz açmakta yarar var. Takım ayarları kısmından ulaşabileceğiniz menüde 7 adet sponsor slotu bulunuyor. Ve ilerleyen zamanlarda onlarcası içinden işinize en çok yarayacak 7 sponsoru seçmek zorunda kalıyorsunuz. Örneğin bazı sponsorlar aracınızı hiç hasar almadan finish'e ulaştırabilirseniz ekstra ücret ödüyorlar. Ancak böyle bir anlaşmayı sokak yarışları için kullanmak yersiz olacaktır çünkü hasar almadan yarışı tamamlamak neredeyse imkansız. Ama drift ya da kovalamaca yarışları için bu sponsoru slota yerleştirmek işimize yarayabilir. Kasamızı mantıklı bir şekilde doldurmak istiyorsak, yarışın türüne göre sponsorları ayarlamak yerinde bir davranış olacaktır.

Her yarış disiplini için, o disipline uygun araçları koleksiyonumuza ekmememiz gerekiyor. Gerek sponsorlardan kazanacağımız paraları, gerekse aldığımız dereceden gelen turnuva ödemelerini harcayabileceğimiz tek alan araç satın almak. Sıfır ya da ikinci el araç satın almak mümkün. Ebay Motors kısmından kullanılmış, daha önce birincilikleri olan ancak birkaç kez pelte çıkmış (!) (peki nasıl tamir etmişler?) araçları satın almak mümkün. Burada dikkat edilecek husus, fazla kaza geçirmiş araçların tercih edilmemesi gerekliliği. İkinci el araçların performans düşüklüklerine neden olması güzel düşünülmüş bir ayrıntı. Ancak sadece bir yarış için kullanacağımız aracı yeni almak bütçemize zarar vereceğinden ikinci el tercih etmek mantıklı olacaktır.



Geri sarılması gereken bir an daha


Oyunda araçları modifiye etmek, yeni parçalar eklemek mümkün değil. Genel olarak araca değil yarışlara, sürücüye yani size odaklanan GRID için söylenebilecek birkaç eksiklikten biri olmuş modifiye noksanlığı. Ama oyunun sunduğu geniş olanaklar karşısında bu eksiklik pek de önemli değil. Endişelenmeye lüzum yok.

KESTİK !! Bu virajı baştan alıyoruz...

GRID'in kontrollerine alıştıktan sonra alacağınız keyif katlanarak artacaktır. Özellikle farklı disiplin yarışlarını nasıl kazanmanız gerektiğini çözdükçe eğlenmeye başlayacaksınız. Ancak ne kadar ustalaşırsanız ustalaşın, herhangi bir dalgınlık, geç frenleme ya da diğer araçların tepkileri nedeniyle yarış dışı kalmanız mümkün. Üstelik bu durum -emin olun- oyun boyunca sıkça başınıza gelecektir. Ufak bir kaza neticesinde aracınızda oluşabilecek balans sorunu nedeni ile yaklaşık 15 dakikalık Le Mans yarışları boyunca aracınızı düz tutmaya çalışmak (Porsche biraz sağa mı çekiyor?) zorunda kalabilirsiniz. Bu ve bunun gibi ufacık hatalar sebebiyle koskoca turnuvaların yalan olmaması için Prince of Persia: Sands of Time benzeri bir "geri sarma" özelliği oyuna eklenmiş. Yarış türünde fazlasıyla yaratıcı olan bu sistem, gerçekten oynanabilirliği inanılmaz arttırmış. Çünkü sürekli restart çekerek aynı parkurları dolaşmak, son turda lider giderken basit bir hata nedeni ile yarış dışı kalmak gibi durumlar oyundan soğumak için yeterli olabilirdi. Yarış esnasında istediğiniz zaman menüyü açarak Instant Replay kısmından oyunu geri alabilir, F12 tuşuna basarak Flashback özelliğini -sadece 4 kez- kullanabilirsiniz. Eğer yarış dışı kalmanıza neden olabilecek ciddiyette bir kaza geçirmişseniz, zaten otomatik olarak sistem devreye girecektir.

Araç ve disiplin fazlalığı nedeni ile Flashback özelliğine rağmen, oyunun kontrollerine bir türlü ısınamayan oyuncular da olacaktır. Çok zor demek yerine birazcık konsantre olarak oynamak, haritanın sol alt köşesinde bulunan minicik ışığa dikkat ederek frenleme yapmak eminim koyu arcade fanatiklerinin bile oyunu sevmesini sağlayacaktır.

Hızlı gittiğimi hissedebiliyorsam gerisi sadece ayrıntıdır

GRID, Codemasters'ın daha önce DiRT'te kullandığı Neon grafik motorunun geliştirilmişi olan Ego motorunu kullanıyor. Hasar modellemesinin tamamen baştan yazıldığı bu motor bugüne kadar gördüğümüz en ihtişamlı hız karelerini bize sunuyor. Abartılmadan kullanılan tüm efektler, renk tonlamaları, gerçekten hızlı gittiğinizi iliklerinize kadar hissettirebilen Blur efekti -ki gerçekten mükemmel kullanılmış, ekran görüntülerine bakınız- oyunu açık ara özellikle PC'de en üst görsel noktaya taşıyor. Çevre modellemelerinden tutun (yüksek hız nedeni ile fark edemesek bile bazı noksanlıkları yok değil), yüksek poligonlu araçlara kadar herşey kesinlikle günümüz teknolojisini fazlasıyla yansıtıyor.

Codemasters yaptığı küçük-sihirli dokunuşlar ile bu görsel hazzı doruk noktaya taşımaya çalışmış. Örneğin hızla köşeleri dönerken kameranın sallanması, iç kamera modunu kullanırken kırılan camlar ve en güzeli, Flashback yaptığımızda gördüğümüz muhteşem ayrıntılar oyun üzerinde harcanan emeği fazlasıyla hissettiriyor. Oyunun görselleri o kadar muhteşem ki yaptığınız her yarış sonunda Replay’i izlemek istiyorsunuz. Ayrıca 24 saat süren (oyun saatine göre ortalama 15dk sürüyor) Le Mans yarışalarındaki gece-gündüz geçişleri bu muhteşemliği katlamış. Fizik motoru bu görsellikle dans ediyor adeta. Fazla bahsetmeye gerek yok, sadece Mustang ile San Francisco'nun sokaklarında yarışın. Ne demek istediğimi anlayacaksınız. Ancak hava olaylarının olmayışı büyük bir eksiklik olarak hanesine yazılıyor GRID’in.

Bu görselliği yaşabilmek için haliyle ortalama civarı bir konfigürasyona sahip olmanız gerekmekte. AMD 64 4000+ işlemci, 2 GB RAM ve 8600 GT olan bir sistemde tüm ayarlar maksimum , 1024*768 çözünürlükte, 4x AA açık iken 30 fps civarı bir performans elde ettik ki bu oyunun PS3'te çalıştığı fps ile aynı yani bir oyun için gayet yeterli. Daha düşük sistemlerde bazı görselliklerden feragat edilerek tatminkar bir sonuç almak mümkün. Ancak aracın farları yandığında yaşanan abartı frame düşüşleri (yaklaşık 20 fps'ye kadar düşmekte) fazlasıyla can sıkıcı bir ayrıntı. Neyse ki bu fazla başınıza gelecek bir durum değil.



Seyircilerin verdikleri tepkiler oyunda ilgi çekici ayrıntılardan sadece biri


Oyunun eksi hanesi çizilecek en büyük çizgi, maalesef ses efektleri ve müzikler ile ilgili. Böylesine kusursuz (dikkat ederseniz sadece hava olaylarının olmayışı ve modifiye eksikliğini yazdım şimdiye kadar) bir oyunda, bu kadar özensiz ses efekleri ve birkaç yarış / yarış türü dışında olmayan müzikler ile karşılaşmak gerçekten insanı üzüyor. Her ne kadar efektler vasatın üzerinde olsa da, böylesine bir oyunda beklediğinizin çok altında kalmış. Motor sesleri, çarpışma efektleri yeteri kadar tatmin edici değil maalesef. Müziklerin fazlasıyla az kullanılmış olmasını belki de oyuncuyu motor sesine kaptırmak adına yapıldığı söylenebilirdi, eğer motor sesleri yeteri kadar iyi olsaydı. Tabi ki bir Race Driver oyununda EA'nin NFS'de yaptığı işleri –sadece ses konusunda. ProStreet ile bu oyunu kıyaslamak GRID'e hakaret olur- Codemasters'dan beklemek yersiz ancak nihayetinde biraz daha dikkat edilebilirdi.

Son Söz

GRID kesinlikle oynanmayı hak eden, her yarış severin kendi sevdiği tarza ait bişeyleri mutlaka bulabileceği enfes bir oyun. Bir Gran Turismo değil belki ama bunu başarmaya cesaretle soyunabilmiş bir Codemasters şahaseri. Bu kadar çok disiplini, bu kadar doygun bir oynanışla PC'de oynayabileceğiniz, simülasyon-arcade arasında güzel bir noktaya yerleşmiş, bunu görselliğiyle birleştirebilmiş başka bir oyun yok.
avatar
Ahmet089
Admin
Admin

Erkek
Mesaj Sayısı : 346
Yaş : 26
Nerden : Trabzon/Merkez
İş/Hobiler : Teknoloji, elektronik, modifiyeli arabalar
Kayıt tarihi : 07/06/08

http://wwww.forumsmusic.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz